Probiyotiklerin Önemi

0
38

Probiyotiklerin Önemi

Bağırsaklarımızdaki mukozanın yüzey alanı yaklaşık 300 metrekaredir. Burada 100 trilyon kadar yabancı mikroorganizma yaşar. Bu sayı kendi hücrelerimizin sayısının on katıdır. Bu mikroorganizmalar bağırsağımızdaki gıdalarla beslenmektedir. Bunların vücudumuza birçok faydaları vardır.  Prebiotikler; sağlığımıza yararlı mikroorganizmaların çoğalmasını sağlayarak veya onların aktivitesini artırarak yararlı etkilere sebep olan gıdalardır.  Probiyotikler ise yeterli miktarda alındığı zaman faydalı etkilere yol açan, yaşayan mikroorganizmalar veya canlı bakteri içeren besinlerdir.  Sinbiyotikler, hem prebiyotik hem de probiyotik içeren gıda takviyeleridir.  Bunlar bağırsak florasını sağlıklı halde tutarlar.  Bağırsak florası birçok metabolik iş yapmaktadır. Bu yüzden, organ olarak kabul edilmektedir.

İnsan doğduğunda bağırsaklarında hiç mikroorganizma bulunmaz. Daha sonra doğum şekli, beslenme tarzı, antibiyotik kullanımı ve hijyen koşullarıyla şekillenen bir flora oluşur.Bu flora, bir yaşında sabitleşir ve ufak tefek değişikliklerle yaşam boyu aynı kalır. Bu flora kişiye özeldir. Bağırsağımızdaki mikroorganizmalar, bağırsak zarını sağlam hale getirip inflamasyon, ülser ve duvar bütünlüğünde bozulmadan korurlar.Aksi taktirde bağırsakta bulunan toksinler, bakteriler ve sindirilmemiş gıdalar direkt kana geçebilirler. Ayrıca mukozada bariyer oluşturarak zararlı mikroorganizmaların buraya yerleşmesine ve çoğalmalarına mani olurlar. Zararlı mikroorganizmalar ise florayı bozarak hastalıklara yol açarlar.

Bu canlıların sağlıklı yaşam için mutlak gerekli olduğu anlaşılmış ve bunlar hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Bu amaçla en sık bifidobakter ve laktobasiller kullanılır. Buradaki tedavi yöntemi, patojen bakterilerin kontrolü için patojen olmayan bakteriler kullanılmasıdır. Bu amaçla kullanılan prebiyotikler, mide ve ince bağırsakta sindirime uğramadan kalın bağırsağa ulaşmalıdır. Kalın bağırsaktaki yararlı mikroorganizmalar bunları sindirirken, kısa zincirli yağ asitleri- karbonhidratlar ve organik asitler açığa çıkar. Bunlar kalın bağırsak epitelinin enerji kaynağıdır. Probiyotikler ise bağırsağa ulaşmalı ve bağırsak epitel hücrelerinde kısa sürede kolonize olup çoğalmalıdır.

Hem prebiyotiklerin hem de probiyotiklerin bir çok faydaları vardır. Bunlardan bazıları; bağışıklık sistemini kuvvetlendirme, vitamin sentezi yapma, bağırsakta olan iltihabı geriletme, iştahı azaltma ve bazı kanserlerin oluşma riskini azaltmadır. Bu yüzden; laktoz intoleransı, karaciğer yağlanması, kolit, antibiyotik ishali, alerjiler, irritabl bağırsak hastalığı, obezite, diyabet gelişiminin önlenmesi ve kolesterol yüksekliği tedavisinde verilmektedir.

Prebiyotik ve probiyotikleri doğal yoldan almak önerilmektedir. Bunun için, fermente gıdaların tüketilmesi gerekmektedir. Turşu, yoğurt, zeytin, tarhana, peynir, baklagiller, enginar, pırasa, kuşkonmaz,soğan ,sarımsak ve muz bu gruptan gıdalardır. Ancak gerekli durumlarda bunların ticari olarak hazırlanmış formları da kullanılabilir. Bunlar, genelde uzun süre kullanınca etki etmektedir. Ancak bu ilaçlar herkeste etkili olmayabilir. Bir ay içinde etkini göstermedi ise farklı bir probiyotik denenebilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Please enter your name here