Savunma Sistemimiz

0
397

Savunma Sistemimiz

İnsan vücuduna her gün çok sayıda mikrop girer. Bunlar savunma sistemimizi yenmeden enfeksiyon yapamaz. Onların girdiğinin farkına bile varmayız. Mikroplar çok hızlı çoğalır. Dolayısıyla mikroplarla savaş çok hızlı yapılmalıdır.

Savunma sistemimizin mikroplara karşı kendini savunma elemanlarını kabaca ikiye ayırabiliriz. Mikroplara spesifik savunma elemanları ve mikroba özel olmayan savunma elemanları olarak. Spesifik olmayan savunma sistemimizin elemanları; derimiz, normal bakteriyel flora, göz yaşı, öksürük, burundaki kıllar silialar, mide asidi, doğal vücut sıcaklığı ve barsak motilite hızı bunların başlıcalarıdır. Bunlardan bir tanesi ise diğerlerinden farklıdır. Bizim kendi hücrelerimiz değildir. Vücut florasında yaşayan mikroplar bizden beslenir. Bunlar dışarıdan gelen mikroplarla kendi yaşam alanları tehlikeye girmesin diye savaşır. Dolayısıyla enfeksiyon oluşumunun önlenmesine katkı sağlarlar.Savunma sistemiz sağlam olduğu sürece bize zararları olmaz. Ancak savunma sistemimiz bozulursa bunlar da enfeksiyona neden olabilirler.

Ateşimiz niye yükselir? Vücuda giren mikroplar ve bunlarla savaşan savunma sistemi elemanları pirojen denen maddeler salgılar. Pirojen maddeler beyne gidip ateşin yükselmesine sebep olur. Bu durumda mikroplarla savaş kolaylaşır. Çünkü hep savunma sistemimizin daha hızlı hareket eder hem de mikroplar ısı artışına dayanamayıp bir kısmı ölür. Eskiden hasta olanları yatakta sıkıca sarıp ateşin yükseltip terlemesini sağlamalarının etkili olmasının sebebi ateşin bu olumlu etkisidir. Tabii ki ateşin fazlasının vücuda zararı da olur. Ateşin uzun süre yüksek olmasına izin verilmemelidir.

Savunma sisteminin mikroba özel olarak üretilen hücreleri:

1. Nötrofiller ve lenfositler: Savunma sisteminin hareketli elemanlarıdır. Kan ile hızlıca enfeksiyon bölgesine giderler. Mikroplar herhangi bir dokuya girip vücut orada mikrop olduğu fark ettiği zaman bazı maddeler kana salınır. Bu maddeler damar duvarına tutunur. Nötrofiller normal devriye görevi için kanda dolaşırken buradan geçerken; bu maddeler varsa hızları azalır ve damar kenarında toplanır. Damar endotelini aşıp; kandan enfeksiyon olan dokuya geçer. Dolayısı ile bir anda sayıları artar ve mikropları yok ederler.

Bu hücreler kemik iliği ve timusta üretilir. Lenf nodlarında göreve hazır olarak beklerler. Lenf nodları mikropların vücutta ilk toplandıkları yerdir. Burada da vücuda yabancı antijenler işlemden geçirilir. Bunlara özgül antikor üretilir. Kan yoluyla gelen mikroplar ise dalakta tutulur. Dolayısıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarında bademciklerde mikroplarla savaşırken oluşan reaksiyon nedeniyle bademciklerimiz şişmektedir.

Lenfositler sıkı bir üretim kontrolünden geçer. Önce MHC moleküllerini tanımayanlar yok edilir. Aksi taktirde bu lenfositler yabancı mikrop ve yapıları görünce saldırmaz. Enfeksiyon oluşumunu önleyemez. İkinci kontrolde ise kendi MHC’lerine saldıran lenfositler de yok edilir. Bu da lenfositlerin kendi hücrelerimize saldırmasını önler. Bu iş o kadar sıkı bir kontrolden geçer ki üretilen lenfositlerin çoğu timustan ayrılmadan yok edilir. Sadece hatasız olanlar kana geçebilir.

2.Doğal öldürücü hücreler: Normal hücrelerin yüzeyinde olan MHC-1 molekülü yoksa o hücreyi öldürür. Mikrop hücremizin içine girip saklandığı zaman, hücre içinde yabancı olduğunu anlayıp bunu kendi yok edemezse; yüzeyindeki MHC-1 molekülünü içeri alır ve doğal öldürücü hücreler kontrol sırasında bunu fark edince hem kendi hücremizi hem de mikrobu öldürür. Mikrobun yayılmasını ve çoğalmasını önler. Bu sayede hücrelerimiz içine girip saklanan ve lenfosit ve nötrofillere yakalanmayan mikroplar enfeksiyon oluşumuna yol açamadan yok edilebilir.

Tüm bu olaylar bir günde yüzlerce kez olur ve savunma sistemimiz çalıştığı için biz hiç etkilenmeyiz. Normal hayatımıza devam ederiz. Ancak mikroplar galip gelir ve enfeksiyon oluşursa; vücut mikroplarla daha rahat çalışabilmek için ateşimizi yükseltir. Mikroplar hızla çoğaldığı için fazla enerjiye ihtiyacı olur. Mikropların enerjileri kaynakları ise yemeklerde aldığımız gıdalardan oluşur. Enerji kaynaklarını kesebilmek için bizde iştahsızlık olur. Genelde yatağa düşeriz ki vücut başka bir yere güç harcamadan enfeksiyonla daha çok savaşabilsin. Tüm bunlar olurken savunma sistemi elemanlarımız belirli sinyaller gönderilir ve enfeksiyon kontrol altına alındığı zaman eski sağlıklı halimize dönmeye başlarız.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here