Obezite Gelişimi

0
669

Obezite Gelişimi

Obezite yağ doku kitlesinin sağlığı bozacak ölçüde aşırı olması halidir. Kalori alımının, kalori kullanımından fazla olması nedeniyle artan enerjinin yağ olarak depolanmasıyla obezite gelişmektedir.İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için hemen kullanmak üzere, ihtiyaçtan fazla enerji depolaması gereklidir. Bu fazla enerjiyi trigliserit(TG) olarak yağ hücrelerinde (adaposit) depolarız ve gerektiğinde depolanmış enerjiyi serbest yağ asidi şeklinde kana verip başka bölgelere göndeririz. Bir gram yağ yıkımı ile oluşan enerji, aynı ağırlıktaki karbonhidrat ve proteinden daha fazla olduğu için, enerjinin yağ olarak depolanması daha verimli olmaktadır. 70kg ağırlığındaki bir insanda yaklaşık 15kg kadar yağ dokusu bulunur. Bu sayede insan açlığa bir ay kadar dayanabilir.

Vücut kitle indeksi (BMI) erişkinler için uygulanmaktadır. BMI; vücut ağırlığının, boyun metrakesine bölünmesi ile hesaplanır. BMI< 18,5kg/m ise zayıf, BMI 18,5-24,9 kg/m ise sağlıklı, BMI 25-29,9kg/m ise aşırı kilolu, BMI> 30kg/m ise obezite denilmektedir. Obezite sıklığı yıllar içinde artmaktadır. Aşırı kalorili beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin azalması bunun ana nedeni olarak suçlanmaktadır. Türkiye en son yapılan çalışmalarda, erişkinlerde fazla kilolu oranı %37, obezite oranı %31 olarak saptanmıştır.

Beynimizde, hipotalamusta bir kilo kontrol merkezi vardır. Vücut ağırlığını ayarlar ve dengede tutmaya çalışır. Açlık durumunda iştah arttırılırken, aşırı beslenme ile iştah azalır ve enerji harcaması artar. Ancak bu kompansatuar yanıt aşırı beslenme ve fiziksel aktivite azalması durumunda genelde başarısız olur ve obezite gelişimini durduramaz.

Yağ dokusu adopositlerden oluşur. Tokluk durumunda kandaki insülin artar. Adoposit içine yağ asidi ve glukoz, insülinin etkisi ile girer. Hücre içine giren bu maddelerden trigliserit sentezlenir. Böylece yağ depolanmış olur. Adopositler yağ depolaması dışında, maddeler salgılayan endokrin hücrelerdir. Leptin, TNF α IL6 vs. Yağ hücrelerinin toplam sayısı adölesan çağda en yüksek düzeye ulaşır. Erişkinlikte yağ hücre sayısı genelde sabit kalır. Ancak yağ alımı artınca, yağ hücresinin önce hacmi artar ve genişler. Ancak kilo alımı devam ederse yeni yağ hücreleri de oluşabilir. Açlık durumunda kandaki insülin azalır. Adopositlerde bulunan trigliserit parçalanır ve yağ asitleri kana geçer. Bu yağ asitleri dokulara gidip enerji ihtiyacını karşılar. Kilo kaybı ile yağ hücre sayısı azalmaz sadece yağ hücreleri küçülür. Çocukluk ve gençliğinde kilolu olanların yağ hücresi sayısı daha fazla olacağı için ileri yaşlarda obezite riski artar. Çocukluktan itibaren kilo almamaya yani yağ hücre sayısını arttırmamaya çalışmalıyız.

 

6a6a01a5-6013-4c17-942f-ad1b9c18f39d

Kilo ve enerji değişimleri beyne nasıl iletilir? Leptin yağ dokusundan salgılanan protein yapısında bir hormondur. Vücuttaki yağ kitlesi miktarını yansıtır. Beynin enerji depolarının miktarını algılamasını sağlamaktadır. Leptin düzeyi azaldığı zaman beyin, yağ deposunda azalma olduğunu algılar. Beyin vücutta yeterli enerji kaynağının bulunması sağlamaya çalışır. Bu yüzden leptin azalınca iştah artışı oluşur ve enerji kullanımı azalır.

Yemek sırasında mide ve duedonumun genişlemesi ile uyarılan sinirler beyne gider ve iştahı azaltır. Ayrıca sindirim sisteminden salgılanan hormonların da beyne sinyal göndererek iştaha etkisi vardır. Ancak etkileri kısa sürelidir. Bir öğünden diğer öğüne kadar etkilidir. Kolsistokinin; yemek sonrası ince bağırsağa protein ve yağlar ulaşınca salınır. Beyne protein ve yağların sindirildiğini ve kana geçeceğini bildirir. Aynı zamanda ghrelin gibi hormonlarının etkisi azaltarak tokluk hissi oluşturur. Ghrelin açlıkta salgılanan ve besin alımını arttıran bir hormondur. Glukagon benzeri peptid 1 yemekten sonra salgılanır. Yemekte glukoz varsa insülin salgısını arttırır. Mide boşalmasını geciktirir ve gıda alımını azaltır. Kilo kaybına katkıda bulunur. Bu özellikleri nedeniyle diyabet tedavisinde kullanılmaktadır. Peptit YY, yemek sonrası bağırsaktan salınır. Tokluk sağlar. Adinopektin, yağ hücresinden sentezlenir. Obezite durumunda sentezi azalır. İnsülin direncini azaltır.

İki tip obezite vardır. Santral ve visseral obezite. Santral obezite daha tehlikelidir. Çünkü karın çevresindeki yağlar lipolitik uyarılara daha duyarlıdır. Dolaşıma daha fazla yağ asidi yollarlar. Bel/kalça oranı bayanlarda>0.9, erkeklerde>1 ise santral obezite vardır. Başka bir tarifte ise bel çevresi erkekte >94cm, bayanda >80cm ise obezite vardır.

Obezitenin komplikasyonları nelerdir? DM, HT, TG yüksekliği, HDL düşüklüğü, non-alkolik steatohepatit, safra taşı, osteoartrit, özefagus,troid, kolon ca riskinde artış oluşur.

Tedavi; zayıflamak için diyet yapmaktır. Diyette %10 kilo kaybı hedeflenir. Bu miktar ile obeziteye bağlı risklerde azalma sağlanır.Genelde diyetin başında kilo vermek daha kolaydır. Çünkü karbonhidrat depoları ve su kaybı olur. Daha sonra sadece yağ depoları azaltılarak zayıflama olur. Diğer dokular azalmaz. Diyeti bırakınca verilen kilolar geri alınır. Bunu önlemek için beraberinde spor yapılmalıdır. Diyet tedavisinde kişinin istekli olması temel şarttır. Bu konuda profesyonel destek alınabilir.

(Harrison Endokrinoloji’den faydalanılmıştır.)

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here