Karaciğer Yağlanması

0
910

Karaciğer Yağlanması

Karaciğer; gerektiğinde vücudun enerji ihtiyacı için kullanılmak üzere bir miktar yağ depolamaktadır. Karaciğerde depolanan yağ miktarının, karaciğer ağırlığının %5’ini aşması durumuna karaciğer yağlanması denilmektedir. Aşırı yağlı yemek yedikten sonra veya karbonhidrattan zengin bir öğün sorası kanda yağ asidi miktarı artar. Bunlar kandan uzaklaşırken bir miktarı karaciğere gelir. Böylece karaciğer hücrelerinin içinde trigliserit birikimi olur. Bu durum sürekli olursa karaciğerde yağla dolan hücre sayısı artar, karaciğer yağlanması gelişir.

Karaciğer yağlanması tamamen asemptomatik olabilir ve hiçbir bulgu vermeyebilir. Bazen de karaciğer büyümesi, halsizlik yorgunluk ve karın ağrısına yol açabilir. Ayrıca bazen karaciğer yağlanması gelişince; karaciğer enzimlerinde yükselme olabilir. Bu durum, karaciğer hücrelerinde hasar oluşup karaciğer hücrelerinin parçalandığını ve bu yüzden kanda karaciğer enzimlerinin yükseldiğini düşündürür. Karaciğer yağlanması genelde hayatı tehdit etmez ancak ilerleyip siroza yol açma riski vardır. Bu yüzden tanı konduktan sonra takip önerilmektedir. Ayrıca karaciğer yağlanması geliştikten sonra, neden olan durum düzeltilirse, yağlanma gerileyebilir.

Karaciğerde iki tip yağlanma gözlenmektedir. Biri alkolik yağlanma, diğeri de alkol dışı yağlı karaciğer hastalığıdır. Alkol karaciğerde metabolize olup asetaldehide dönüşür. Bu sırada NADH açığa çıkar. Asetaldehit karaciğere toksik etki gösterir. NADH ise yağ asitlerinin yıkımını azaltıp hücre içinde birikimine sebep olur. Ayrıca oluşan bu toksik maddeler ATP sentezini bozarak hücrelerin enerjisiz kalmasına yol açar. Sonuçta önce karaciğer yağlanması, daha sonra hücre hasarı ve hepatit , en sonunda da karaciğer yetmezliği ve siroz gelişir. Alkolik olmayan yağlanma da; alkolün karaciğerde yaptığı tüm değişiklikleri taklit ederek benzer şekilde karaciğer yağlanması yapabilmektedir.

fatty-liver-disease-29095488

Alkol dışı yağlı karaciğer hastalığında temel neden obezite ve insülin direncidir. İnsülin direnci sonucu karaciğerde yağ asidi sentezi artar, yağ asitlerinin VLDL şeklinden karaciğerden uzaklaştırılması azalır. Bunun sonucu yağla sitoplazması dolmuş ve görevlerini yapamayan karaciğer hücreleri oluşur. Bu hücreler zedelenmeye yatkın hale gelirler.
Karaciğer yağlanmasının başlıca nedenleri; obezite, diyabet, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, hipotiroidi, genetik faktörler, cushing hastalığı, hipofiz yetmezliği ve obsturiktif uyku apnesidir.

Karaciğer yağlanması erişkinlerin yaklaşık %20’sinde mevcuttur. Bilinen karaciğer hastalığı olmayanlardaki karaciğer enzim yüksekliğinin en sık nedeni karaciğer yağlanmasıdır. En sık ALT, AST ve GGT yüksekliği saptanır. Karacğer yağlanması saptandığında nedenin bulunması amacıyla; alkol kullanımı sorgulanmalı ve insülin direnci, hepatit kanları,kolesterol değerleri, troid testleri kanda bakılmalı ve karaciğer ultrasonografisi istenmelidir.

Karaciğer yağlanmasının metabolik sendromun karaciğer komponenti olduğu düşünülmektedir.Metabolik sendrom; diyabet, hipertansiyon,kalp hastalığı ve serebrovasküler hastalık riskinin arttığı bir durumdur. İnsülin direnci ile birlikte aşağıda sayılan şartlardan ikisinin olması gereklidir. Hipertansiyon, obezite, trigliserid yüksekliği (> 150) ve HDL düşüklüğü (<40) olması tanı için gerekli durumlardır. İnsülin direnci kanda bakılan açlık kan şekeri ve insülin düzeyi ile hesaplanabilmektedir.

Tanı nasıl konur? Kesin tanı karaciğer biyopsisi ile konulsa da genelde karaciğer ultrasonografisi ve kan testleri yapılarak tanı konulabilir. Tanı için karaciğer hasarı yapan diğer nedenlerin ekarte edilmesi gereklidir. Tanı için karaciğer biyopsisi şart değildir. Ancak hastalığın şiddetinin tespiti ve siroza ilerleme riskinin saptanması için karaciğer biyopsisi gerekebilmektedir. Karaciğerdeki fibrosizin ve inflamasyonun şiddeti hastalığın ciddiyetini gösterir.

Karaciğer yağlanmasını gerilettiği kanıtlanmış bir ilaç tedavisi yoktur. Tedavide hedef,yağlanmaya yol açan durumun düzeltilmesidir. İnsülin direncini azaltılmak için ise uygun diyet ve egzersiz ile kilo verilmesi en etkili tedavi yoludur. Ayrıca metformin, pioglitanon gibi ilaçlar ve E ve C vitamini gibi antioksidanlarla ilgili çalışmalar yapılmaktadır.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here