K Vitamini

0
513

K Vitamini

K vitamini, eksikliği genellikle ihmal edilen bir vitamindir. K vitaminin, pıhtılaşma faktörleri yapımında ve sağlıklı kemik yapımında ve osteoporozun önlenmesinde rolü vardır. K vitaminin üç ana formu vardır. K1 vitamini, bitkilerde bulunan doğal formudur. K2 vitamini, bağırsakta bakteriler tarafından oluşturulur. K3 vitamini, sentetik bir türevdir.
Brokoli, marul, lahana, ıspanak, yeşil çay gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kuşkonmaz, buğday, yulaf K vitamininden zengin gıdalardır. K vitamini için günlük önerilen miktar 1µ/kg’dır. 

Bağırsaktaki bakteriler K2 vitaminini sentezleyebildikleri için K vitamini eksikliği pek bulgu vermez. Genellikle uzun süre antibiyotik kullanımı veya parenteral beslenme sonucu K vitamini eksikliği gelişir.
K vitamininin asıl görevi; faktör II,VII, IX ve X’un oluşumunda rol almasıdır. Bu faktörler karaciğerde inaktif olarak sentezlenir. Aktif hale gelmeleri için K1, K2 ve K3 vitamini gereklidir. Diğer olaylarda ise K1 vitamini daha etkindir. Mesela K1 vitaminin kemik sağlığında önemli bir yeri vardır. Osteokalsin kemikte bulunan önemli bir non-kollajen proteindir. K1 vitamini osteokalsin’in kalsiyumla birleşmesine izin verir ve kalsiyumu kemik içinde tutar.
Tedavide K1 vitamini tercih edilir. Zengin K1 vitamini kaynaklarından biri, yağda çözünen klorofildir. Klorofil bitki hücrelerindeki kloroplastta bulunan yeşil renkli pigmenttir ve fotosentezi sağlar. Doğal klorofil yağda çözünür. Sentetik olarak üretilen klorofil de bulunur ancak bu form suda çözünmektedir. Suda çözünen form elde edilebilmesi için doğal klorofil molekülü kimyasal olarak değişmelidir. Vücudumuz yağda çözünen klorofili oldukça iyi emebilmektedir. Ayrıca yağda eriyen form sağlığımıza katkı sağlayan diğer kloroplast (beta-karoten ve K1 vitamini gibi) bileşiklerini de içermektedir. Bitkilerdeki diğer pigmentler gibi klorofil de, antioksidan ve kanser koruyucu etkiye sahiptir. Suda eriyen klorofil bu ek faydaları sağlamaz.
K1 vitamini, osteoporoz ve yeni doğan hemolitik anemilerinin önlenmesi ve tedavisinde kullanılmaktadır. K1 vitamini eksikliği, osteokalsin seviyesinde azalmaya yol açtığı için, kemik mineralizasyonunda bozulmaya yol açar. Osteoporoza bağlı kemik kırıkları gelişenlerde düşük K vitamini seviyelerine rastlanır.
1961’den beri Amerika’da, daha sonra da ülkemizde yeni doğan hemolitik anemisinden korunmak için yeni doğanlara K1 vitamini verilmesi önerilmektedir. Bebek steril bir bağırsak ile doğar. K2 vitamininin ana kaynağı bağırsaktaki bakteriler olduğu için, anne sütünde yeterince K1 vitamini bulunmaz. Bebek kendi bağırsak florası K vitamini sentezleyene kadar, plasentasından gönderilenle idare etmek zorundadır.
Bebeklere 1mg intramusküler K1 yapmak, yenidoğan hemolitik anemisinden koruma sağlar. K1’in intramusküler enjeksiyonu kadar, ağızdan vermek de başarı sağlamıştır. Oral K1 vitamini doğumdan sonraki üç ay boyunca haftada iki kez 5 mg. dozunda verilebilir.
K vitamini coumadin gibi antikuagülanların etkisini zayıflatabilir. Bu antikuagülanlar, K vitamininin protrombini aktive etmesini önleyerek pıhtı oluşumundan korur. Aspirin, antibiyotikler ve yüksek doz E vitamini ise K vitamininin etkisini azaltır.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here