Folik Asit

0
975

Folik Asit

Folik asit tek karbon birimlerinin transferinde koenzim olarak görev görür. DNA ve RNA  replikasyonu için gerekli olan bazların sentezinde görevlidir. Folik asit birçok yerde B 12 vitamini ile birlikte görev görür. DNA sentezinde gerekli olduğu için hücre bölünmesinde önemli rol oynar. Folat eksikliğinde hücreler yeterli şekilde bölünemezler.

Folik asitin,  folik asit(folat) ve folinik asit(5-metil-tetra-hidrofolat) şeklinde kullanılabilir formları vardır. Folik asiti kullanabilmek için; önce tedrahidrofolata dönüştürmek sonra da metil grubu ekleyerek, 5-metil-tetra-hidrofolat oluşturmak gerekmektedir. Folinik asit vererek bu basamaklar bypass edilmektedir. Folinik asit, folik asitin en aktif formudur.

Yeşil yapraklı sebzelerde başta olmak üzere bitkisel gıdalarda bol miktarda bulunur. Brokoli, lahana, portakal, karaciğer ve tam tahıllar folik asitten zengindirler. Folik asit besinlerde yaygın olarak bulunmasına rağmen,  folat eksikliği sıktır. Folik asit çok hassas bir vitamindir. Işık ve sıcakla kolayca bozulabilmektedir. Ayrıca; alkol ve östrojenler, sulfasalazin, barbiturat gibi ilaçlar folat metabolizmasını bozarlar. Vücudumuzda 10mg kadar folat depolanır, bu da üç aylık ihtiyacımızı ancak karşılar.

Folik asit,  DNA ve nörotransimitter sentezi gibi reaksiyonları kolaylaştırmak için metil gruplarını verir. Folat eksikliğinden tüm hücrelerimiz etkilenmekle birlikte,  en çok hızlı bölünen dokular olan; eritrositler, gastrointestinal sistem ve genital trakt hücreleri etkilenmektedir.  Eksikliği geliştiğinde; büyüme yavaşlaması, ishal, kansızlık, diş eti iltihabı, depresyon, uyku bozuklukları, huzursuzluk, unutkanlık, iştahsızlık ve bulantı gelişebilir. Folik asit eksikliği ile ilişkili hastalıklar; siğilce, AIDS, ateroskleroz, kanserler, servikal displazi, krohn hastalığı, epilepsi, katarakt, çölyak hastalığı, serebrovasküler hastalıklar, nöral tüp defekti, gut, hepatit, osteoporoz, huzursuz bacak sendromu, seboroik dermatid, parkinson hastalığı ve ülseratif kolittir.

 

images

Folat eksikliğine bağlı olarak, eritrosit büyüklüğünde artışla karakterize megakaryositik anemi gelişir. Folik asit miktarını değerlendirmede en iyi yöntem, eritrosit içindeki folik asiti ölçmektir. Ancak, plazma homosistein seviyesini ölçmek,  kolay ve güvenilir bir yöntemdir. B 12 ve folat eksikliğinde, homosistein metiyonine dönemez. Homosistein miktarı artar. Folat ve B12 vitamini birlikte verilmelidir. Çünkü folik asit replasmanı yapmak altta yatan B12 eksikliğini gizleyebilir. Folat ,B 12 eksikliğine bağlı makroskopik anemiyi düzeltebilirken ,nörolojik semptomları düzeltemez. Sinir hücrelerinin hasarı, B12 replasmanına cevap veremez hale gelebilir. Tedavide amaç tüm eritrositlerdeki folat eksikliğini gidermektir. Eritrosit ömrü 120 gün olduğu için tedavinin 4 ay verilmesi önerilmektedir.

Nöral Tüp Defekti; fetusta embriyonik gelişim sırasında spinal kord ve beyni etkileyen gelişimsel bir bozukluktur. Fetal gelişimin erken evrelerinde, embriyonun arkasında sinir dokusundan oluşan bir çizgi vardır. Fetus büyüdükçe bu çizgiden; spinal kord, vücudumuzdaki sinirler ve beyin oluşur. Eğer büyümenin herhangi bir yerinde bozukluk olursa, bir çok anomali ortaya çıkabilir. En sık gözüken bozukluk, spina bifida’dır. Burada; vertebra, spinal kordun etrafında tam bir çember yapamamaktadır. Gebeliğin erken evresinde folik asit desteği yapmak nöral tüp defekti insidansı oranını, %48 ile %80 arasında azaltmaktadır.Bu yüzden, gebe olma ihtimali olan her kadına ve tüm gebelere folik asit desteği yapılması önerilmektedir.

Postmenapozal kadınların kanında homosistein seviyesinde artış saptanmıştır. Bu artış; kemikte kollajen oluşumunu bozarak kemik matriksinde noksanlığa yol açarak, osteoproz oluşumunda rol oynayabilir. homosistein; kemikte, hem organik hem de inorganik yapıda kayıp yapar . Folik asit desteği ile ( folat seviyesi normal olsa bile) postmenapozal kadınlardaki homosistein seviyesi azalmaktadır. Homosisteinin koroner arter hastalığı riskini de arttırdığı gösterilmiştir.

Servikal displazi, serviksteki hücrelerde şekil bozukluğu olmasını tanımlar. Serviks kanseri için prekanseröz bir lezyondur. Östrojen folik asiti antagonize etmektedir. Folik asit eksikliğine en çok makrositik anemi ile tanı konsa da, servikal hücrelerdeki bozukluklar çok daha erken oluşmaktadır. OKS(oral kontraseptif)’lerin folat metabolizmasını bozduğunu ve serum folat seviyesi yüksek olsa bile serviks dokusunda düşük olabileceğini düşünülmektedir. Bunu destekleyici olarak, serum folat seviyesi normal iken, eritrositteki folat seviyesi düşük bulunmuştur. OKS’ler muhtemelen folik asitin hücre içine alımını inhibe eden moleküllerin sentezini artırıyor. Klinik çalışmalarda, servikal displazisi olanlara 10mg/gün folik asit verilmesi ile pap smear sonuçlarının düzeldiği gösterilmiştir. Bu yüzden hafif orta derece servikal displazide folat desteği verip, üç ay sonra kontrol smear ve koloskopi yapılabilir.
Psikiyatrik hastaların çoğunda folat eksikliği bulunmaktadır. Folat eksikliğinin giderilmesi özellikle yaşlılarda , zihinsel ve psikolojik semptomlarda dikkate değer düzelme sağlamaktadır. Folik asitin, hafif bir antidepresan etkisi vardır. Bu da muhtemelen; metil vericisi olması ve beyindeki seratonin, s-adenozil-metionin(SAM) ve tetrahidrobiopterin seviyesini arttırmasına bağlıdır. Tetrahidrobiopterin (BH4), seratonin, dopamin gibi nörotransimitterlerin sentezinde görevli bir koenzimdir. Tekrarlayan depresyon öyküsü olanlarda BH4 sentezi azalmıştır. Ancak BH4’ün ticari olarak kullanılabilir bir formu yoktur. Ancak C ve B12 vitamini ile folik asit BH4 sentezini arttırır. Bu yüzden bu vitaminlerin miktarını arttırarak beyinde, hem BH4 hem de seratonin gibi nörotransimitter sentezini arttırabiliriz. Folik asit replasmanı, beyinde seratonin artışına neden olan metiyonin reaksiyonlarını arttırır.

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here